23 Ağustos 2015 Pazar

Alberto Contador’u neden severim?1 

İtalya Bisiklet Turu, 16. etap. Bu sene canli izledigim ilk etaptı Giro’da. Contador mekanik sorun yaşamıştı ve teamüllere gore rakiplerinin onu, Giro’nun liderini beklemesi gerekirken onlar atak yapmıştı. Ağır rüzgar vardı ve takımı Tinkoff-Saxo onu ana gruba yetiştirmeye çalışıyordu. Fakat takımındaki domestikler birer birer dökülüyordu. Neredeyse 1 dk’lik fark oluşmuştu yüce Mortirolo tırmanışı öncesinde. Gordugum en zorlu yokuş demişti Contador bura hakkında etap öncesi. 11.8 km, bazı yerlerde %20’lere çıkan ortalama %10.8 eğimli bir tırmanış. Son domestiği de onu tırmanışa getirdi ve Contador tırmanmaya başladı, tek başına. Caner Eler, etabı anlatırken uzun mesafe koşucusunun yalnızlığından bahseder bu durum icin. Yapayalniz, yardım almadan çıkışına vurgu yapar. Yakından bildiğim bir durum bu. Tıpkı bir tek çifte gibi, suyun üstünde yapayalnızdır, fiziksel gücünün belli bir limiti vardır ama bu limite mental gücüyle ulaşır. Alberto o farkla ve tek başına o yokuşa başladığında aklımdan tek bir şey geçti, benim bildiğim Alberto Contador o farkı kapatır. Etabın devamını anlatmama gerek yok, 1 saatinizi ayırın ve yüce Mortirolo’ya saldırmasını izleyin. 
Contador vs. Mortirolo, Caner Eler ve Sarper Günsal'ın heyecan verici anlatımıyla.


Yıl 2012,Contador kendini ispat etmek zorunda. Doping cezası sonucu(yapmadım dese de) 2010 tdf ve 2011 Giro zaferi elinden alınmış, insanların kafalarında soru işaretleri birikmisti,acaba tüm zaferleri dopingle miydi diye. Cezası bitince İspanya Bisiklet Turu’na katıldı. 17.etaba gelirken eski patlayıcıligini gösterememişti, soru işaretleri iyiden iyiye artıyordu. Joaquim Rodriguez, nam-ı diğer Purito(Kendisi puro içer), kendisinden 28 saniye öndeydi ve tüm ağır tırmanış etaplarında Contadoru az farkla geçip bonusları kapatıyordu. 17. etap normal bir etaptı, ne kadar 2. kategori zirve finişi olsa da, iyi bir zaman farkı yaratmak için yeterli olmayan bir tırmanış barındırıyordu, 20.etabı düşünen GK(Genel Klasman) iddialısı bisikletçilerin atak yapması beklenilmiyordu. Peki noldu? Contador 55km kala mantık sınırlarını zorlayan bir atak yaptı, iyi bir strateji ve üstün zamana karşı performansını kullanarak Rodriguez’e etap sonunda GK’da 2.28 fark attı ve turu kazandı.


Contador'un mucize atağının kısa bir özeti, finişteki sevinci muazzam.


Alberto Contador 2014 İspanya Bisiklet Turu’na zorda kaldığı için katıldı, planında bu yoktu. O sene Fransa Bisiklet Turu’na çok iyi hazırlanmıştı, bugune kadarki en iyi durumumdayım diyordu. 10.Etapta kameralarda o vardı. Herkes ondan o gün atak bekliyordu ama kameralar onun beklenen atağını çekmiyordu. Düşmüştü, kanaması vardı. Bandaj yapıldıktan sonra bisiklete bindi, 20-30km surdu, farkı kapatmaya çalıştı. Fakat sonra Rogers’a tesekkur etti, gözyaşlarıyla kenara çekti. Sonradan ayağında kırık olduğu anlaşıldı. Ona rağmen sürmüştü. O etabı da canlı izliyordum ve inanılmaz üzülmüştüm, üç gün yasını bile tuttum. Sonra Madrid’e dönüp ameliyat oldu ve iyileşme dönemini beklenenden hızlı geçirdi. Doktorlarından onay aldıktan sonra çok fazla hazırlanma süresi geçirmeden yılın son büyük bisiklet turu olan İspanya Bisiklet Turu’na katılmaya karar verdi. Ve iki ay önce ayağı kırılan Contador, kraliçe etabı(20. etap) da alarak zaferini Santiago'da ilan etti.2
20. Etap, nam-ı diğer Kraliçe Etap

 
Santiago'da son etap, Contador zaferini resmileştirirken. 
Alberto bu sene Giroyu kazandı, Tour’u da kazanmak istiyordu ama yetmedi bacakları. Seneye son Fransa Bisiklet Turuna katılacak. Her ne kadar efsane bir sporcu olduğunu bugüne kadar zaten kanıtlamış olsa da son kez ben en büyüğüm demek istiyor. Benim kalbimde her zaman özel bir yeri olacak, asla pes etmemenin bir simgesi. Seneye ne olur bilinmez, ama Alberto’nun son Tour’unu kazanmak için elinden gelenin en iyisini yapacağına, asla vazgeçmeyeceğine hiç şüphem yok.
Vamos Alberto!



Bisikleti kürekle tanıştıktan sonra sevdim. Kürek takımındaki ilk sezonumdan sonra Burak teşvik etmişti, çok eğlenceli diye. Bana çok abes gelmişti eğlenceli demesi. Nasil eğlenceli olabilir ki uzun saatler boyunca pedal çevirmelerini izlemek dediydim, ki siz de diyorsunuzdur. Tabi aylardan temmuz,hazırlık sonu yazı İzmirde geçiriyorum, temmuz ortası interrail’e gidene kadar ordayim. Ne yapayım ne edeyim havalar da çok sıcak TVde bi şey yok. Açayim izleyeyim dedim. O gün bügündür bisiklet takip eder oldum (hatta bisiklet aldım) :) Eğer siz de bisiklet turlarının neden eğlenceli olduğunu ve  birbirinden ilginç pek çok hikaye barındırdığını öğrenmek istiyorsanız şu iki yazıyı okuyunuz ve hemen la vueltayi (ispanyol bisiklet turu-3 buyuk turdan sonuncu olani) izlemeye baslayiniz :)



2 Ben de Erasmus döneminde İspanya’da olduğum için movistar formamı ve Türk bayrağımı çekip Galiçya’da ki iki etabı çıplak gözle izledim. Bir etabı izlemeye gittiğimde külüstür bir bisiklet kiralamıştım. Üstümde Movistar forması var, bulunduğum kasabada küçük bir yokuş var finişe yakın, hem belki atak görürüz hem de bisikletçiler nispeten daha yavaş geçerler onları görme sürem artar diye yokuşu tırmanmaya başladım. kasabada da inanılmaz bir alabalık var herkes caddelere inmiş. Bir anda bağırışlar çağırışlar, “Vamos Valverde, venga!” (Hadi Valverde!) sesleri, muazzam bir gürültü. Yokuşu çıkaıken gülmekten yarılıyorum. Unutulmaz bir anıydı.

2 yorum:

  1. Blog açma düşüncenizi çok büyük takdirle karşıladım. Blog hayatınızda başarılar dilerim. Bu yazınızın kahramanının doping cezası alması ve beklenilmeyen şeyleri yapabilmesi kafamda büyük soru işaretleri yaratmadı değil. Savaşan ve asla pes etmeyen karakterine yakıştıramadım bu durumu. Bisiklet sporu gibi çok fazla kişinin bilmediği bir spor hakkında yazarken daha az kısaltma kullanmanızı tavsiye etmeyi bir borç bilirim. Yeni yazılarınızda buna dikkat ederseniz biz okuyucularınıza yardımcı olmuş olursunuz. Yayın hayatınızda başarılar. Umarım uzun soluklu bir macera olur...

    İmza: Faydasız Süperstar

    YanıtlaSil
  2. Açıkçası ben de bisiklet sporunu yeni takip ederken oldu bu olay. olay tabi biraz tartışmalı, contador'un dopingçi olduğuna inanan kişi sayısı değil. Fakat lance armstrong dönemi sonrası bisiklette doping kontrollerinin daha iyi yapıldığını ve bisikletçilerin nispeten daha temiz olduğunu düşünüyorum. Ki son yıllardaki kontrollerle 90lardaki çoğu dopingcinin ortaya çıktığını görebiliyoruz. Yani kanında yasaklı madde çıktığı dönem masum mudur bilemem ama şu an ben onun gayet temiz yarıştığını düşünmekteyim. Beklenilmeyen şeyleri yapmasından kasıt bence aklını ve vücudunu gayet doğru kullanması ve mental gücünün yüksekliğinden kaynaklanıyor. Ha 5-10 sene sonra dopingli çıkarsa da bir hayal kırıklığı yazısı yazmak zorunda kalırım.

    Saygılar

    YanıtlaSil